GEÇMİŞ ZAMAN AYNASI-
« Önceki |
Güllerin açıp da kokularıyla gönülleri mest-i hal eylediği bir deminde
Zaman en sevgilinin doğum anısına devrederken,
Söz özün tercümanlığında gülümseyen bir çehre ile
Umudun güneşinin sıcak tebessümlerini yansıtır da,
Hasretle çaresizlikten bitap gönülleri sevgi sıcaklığıyla ısıtır.
İnsan âlemde yaşamının fıtrat kimliğine muhalif olduğu günden beridir ki,
Ahsen-i takvim vasfını taşıdığının bile farkında olamadan
Halefi olduğu Rabbine sürekli isyan ve tuğyandadır.
Hep başkalarının beceriksizliğinden dem vurup
Kendimizi sigaya çekmediğimizden midir nedir,
Beceriksiz ve aciz kişilik sahipleri gibi sadece sorun üretip bahseden,
Problem çözeceğine daha da berbat eyledik hayatımızı
Bencil bir âlemin tüketim robotu olan
Ve hayatı yemek, içmek, uyumak ve çalışmaktan ibaret sayan
Ölümden korkan kişiliğimizle bu gaflet denizinde seyrederken?
Oysa zaman rüzgârı vücut ağacımızın yapraklarını dökeli
Bizi sonbaharın hoyrat rüzgârlarıından bile ibret alamadık.
Ah-vaha’ların fayda vermediği zaman nekadar da yakın hâlbuki
Saf bir gönülle tövbe-i nasuhla kendimizi bir bulabilsek
Ne hoş olacak değil mi sevgi değer doslar?
Rabbimizin hoşnutluğunu kazanmak umudu ile
Tüm zamanlarda anlı ve şanlı selamlarla anılıp,
Sevgisiyle kanılan, bu haz ile ünlenip Muhammedi sanılan
Haza insan kullardan olunmak dileğiyle…
Gül Muhammed’in gül tebessümlerinden neşet eden erdemlilik le
Sevgi buketlerine gül bahçelerinin bahçıvanı olmakla,
Mazlum ve muhtaç yüreklerin hastalığına
Muhammedi şifa sunalım olamaz mı?
Biraz feraset biraz şecaat biraz basiret
İşte odur iman etmenin amentüsü
Sözün dilde tartılıp ta
Yüzün gülde karılan bir tebessümüyle
Muhammedi anın Muhammedi gecesinde
Ümmet-i Muhammed’e selam selam.
varıdatı sır yani
Yalan dünyaya konup göçenler
Ne söylerler nede bir haber gönderirler.
O yalan bu yalan birazda sen oyalan”
Denen bir mesajdır bu dünya.
Yalan dünyanın, yalan yaşamını
Dünya hayatı olarak algılarız.
Rabbimizin sözüne bir türlü kulak vermeyiz.
Oysa Allah kuran-ı keriminde
Dünya hayatı oyun ve eğlenceden ibarettir
Derken
Neden düşünmeyiz dostlara hatırlatalım
Dedik yalan dünyanın ahvalini.
Her şey bizim için yaratıldı
Her canlı bizimle kâinatı süslemekte
Halik-ı azam, ham olan bizi niçin yarattı hiç düşünemiyoruz.
Hep bana, her şey benim,
Hatta ben merkezli olmalı güdüleriyle
Hareket etmekteyiz…
Oysa bir varmışla bir yokmuş gibi değimli bu hayat.
En güçlülerin bile en aciz olduğu şu âlemde
Haddi bilmek lazım değil mi?
Mademki âlem bizim için
Peki, biz kimin içiniz dostlar?
Gelen gidiyor bu âlemden
Fark edebil sekte edemesek de.
Yalnız bu gidiş gelişlerde bizden istenilen
Bu âlemde kendimize gelmek sanırım.
Kaçımız ayılıp kendimize gelebildik
Gidilecek o âleme hazırlık yapabildik mi
Eşyanın tesanütü ortada Kâinatta bir dengesizlik yok
Her gün güneş yeniden doğmakta günle beraber
Bir kez daha ayılmamız,kendimize gelmemiz
Sözümüze dönmemiz, aslımızı bilmemiz, isteniyor sanki.
Ah ki ah ve vah ki vah.
Bir gün belki bir daha güneş doğmayacak
Selam veremeyecek ve alamayacağız kimselerden.
Bir daha Sakarya’nın rengini, göremeyeceğiz
Sevdiklerimin yüzünü Suların şırıltılarını,
Hiçbir şeyi dünya gözüyle göremeyeceğiz.
Ve o zaman iş işten geçecek sanırım.
Doğan her gün biraz daha mühlet veriliyorsa
Uyanmamız için sanırım
Sırat-ı müstakime uymamız
Sahibimize teşekkür için onu anmamız lazım
Yani UY ve AN
yani UYAN…!
Varıdatı sır yani




İŞTE BENİM EN SEVDİĞİM MODELLER DAHA ÇOK VAR ONLARI DA SONRA KOYARIM....
Gün olur olmaman gereken bir yerde olursun.
Gün olur etmemen gereken bir lafı edersin.
Gün olur, vermemen gereken bir sözü verirsin.
Gün olur, aklına ihtiyacının olmadığını düşünüp, duygularına çevirirsin yönünü.
Ve gün olur, duygularının sesini dinlerken duygusuz insanların mezesi olursun.
Acımakla sevmeyi, saflıkla aptallığı karıştırırsın birbirine.
Ne yapacağına, hangi adımı hangi yöne doğru atacağına karar veremez hale gelirsin.
Ve kendini üzmek için nedenler bulursun kendine.
Hep kendinde ararsın hatayı.
Dünyanı küçültürken büyütürsün günahlarını.
Seveyim derken ezilir, ezildikçe daha çok sevdiğini sanırsın.
Kendini bırakıp gidemeyeceğini bildiğin için, her şey adına acı çekersin.
Acırken, acınacak durumlarda bulursun kendini.
Hayatı ağır bir yük gibi omuzlarında taşırken bile, sorgulayamazsın hayattaki yerini.
Kendi değerlerini unutup, yasaklarsın kendine hayatın güzelliklerini.
Seni en çok sen üzebilirsin ancak,
Bunu bilirsin, ama yine de üzmeye devam edersin kendini.
Duyguların yakanı asla bırakmaz !
**************************************************
Hayatta en olmaman gereken yerler mutlaka vardır.
Kendini koruyabilmen için oralarda olmayacaksın !
İstenmediğin bir yerde tutunmaya çalışmaktansa, yalnızlığı dibine kadar yaşamayı kabulleneceksin.
Sevilmediğine emin olduğun bir ilişkiyi o anda kesip atacaksın.
“Seni seviyorum. Ama...” diye bir cümle kurmaya kalkanların yanı da en olmaman gereken yerdir.
Uzaklaş hemen !
Arkadaşlık, akrabalık, dostluk gibi kavramların ardına sığınarak seni sömürmeye çalışanlardan en uzağa kaçacaksın.
Bencillerin bulunduğu ortamlar da en olmaman gereken yerlerde ilk sıralarda yer alır. Uzak duracaksın, zarar görmemek için.
Negatif elektrik aldığın bir yer de en olmaman gereken yerdir. Canını sıkacak bir şey olmadan yürüyüp gideceksin.
Dinlenmediğin, değerinin bilinmediğine inandığın, aşağıya doğru çekiştirildiğin yerlerde de olmayacaksın.
Kendini ha bire anlatmak zorunda kaldığın yerler de kuşkusuz vardır. Ve buralar, sana en uzak olması gereken yerlerdir.
En anlaşılamayacağın yerler oralardır çünkü.
Velhasıl, en olmaman gereken yerleri,
Ruh ve beden sağlığını koruyabilmek için çok iyi bileceksin.