adopt your own virtual pet!



« Önceki |

9/4/2007

GEÇMİŞ ZAMAN AYNASI-

 

Evvel zaman kalbur saman

Geçmiş mi zaman geçmemiş mi?

 

Beşikte annem sallayan ben

Ben mi zamanım zaman mı ben?

 

Düşmü hep bunlar yoksa hayal mi?

Akıllar ermez zaman süzgeç mi?

 

Ahir zaman içinde evvel ile beraber

Zaman anla özleşir ben zamanla beraber

 

Babam beşikte iken annem henüz doğyor

Ve insanlar aynada rol keserek oynuyor

 

Bir an onları görüp halime güler iken

bu mazi düşüne bir çomakta ben soktum

 

Herhalde dinlersiniz maziyi ve atiyi

Geçmiş zaman aynası çözer kimya fiziği

 

Ağlayanı güldürür mağruruysa öldürür

İnsanı öz olarak insanlığa döndürür.

 

Geçmiş zaman aynası geçenler ise fasıl

Figüranmış hayalmiş yaşansa bile asıl

 

9/4/2007

- GÜL MEVSİMİ-

 

 

 

Güllerin açıp da kokularıyla gönülleri mest-i hal eylediği bir deminde

 

Zaman en sevgilinin doğum anısına devrederken,

 

Söz özün tercümanlığında gülümseyen bir çehre ile

 

Umudun güneşinin sıcak tebessümlerini yansıtır da,

 

Hasretle çaresizlikten bitap gönülleri sevgi sıcaklığıyla ısıtır.

 

İnsan âlemde yaşamının fıtrat kimliğine muhalif olduğu günden beridir ki,

  

Ahsen-i takvim vasfını taşıdığının bile farkında olamadan

 

Halefi olduğu Rabbine sürekli isyan ve tuğyandadır.

 

Hep başkalarının beceriksizliğinden dem vurup

 

Kendimizi sigaya çekmediğimizden midir nedir,

 

Beceriksiz ve aciz kişilik sahipleri gibi sadece sorun üretip bahseden,

 

Problem çözeceğine daha da berbat eyledik hayatımızı

 

Bencil bir âlemin tüketim robotu olan

 

Ve hayatı yemek, içmek, uyumak ve çalışmaktan ibaret sayan

 

Ölümden korkan kişiliğimizle  bu gaflet denizinde seyrederken?

 

Oysa zaman rüzgârı vücut ağacımızın yapraklarını dökeli

 

Bizi sonbaharın hoyrat rüzgârlarıından bile ibret alamadık.

 

  

Ah-vaha’ların fayda vermediği  zaman  nekadar da yakın hâlbuki

 

Saf bir gönülle tövbe-i nasuhla kendimizi bir bulabilsek

 

Ne hoş olacak değil mi sevgi değer doslar?

 

Rabbimizin hoşnutluğunu kazanmak umudu ile

 

Tüm zamanlarda anlı ve şanlı selamlarla anılıp,

 

Sevgisiyle kanılan, bu haz ile ünlenip Muhammedi sanılan

 

Haza insan kullardan olunmak dileğiyle…

 

Gül Muhammed’in gül tebessümlerinden neşet eden erdemlilik le

 

Giyinip takva, şeref giysilerini, sıyrılarak benlik, gurur elbisesinden.

 

 Sevgi buketlerine gül bahçelerinin bahçıvanı olmakla,

 

Mazlum ve muhtaç yüreklerin hastalığına

 

Muhammedi şifa sunalım olamaz mı?

 

Biraz feraset biraz şecaat biraz basiret

 

İşte odur iman etmenin amentüsü

 

Sözün dilde tartılıp ta

 

Yüzün gülde karılan bir tebessümüyle

 

Muhammedi anın Muhammedi gecesinde

 

Ümmet-i Muhammed’e selam selam.

 

                   varıdatı sır yani

9/4/2007

-------UYAN-------

 

Yalan dünyaya konup göçenler

Ne söylerler nede bir haber gönderirler.

O yalan bu yalan birazda sen oyalan”

Denen bir mesajdır bu dünya.

 

Yalan dünyanın, yalan yaşamını

Dünya hayatı olarak algılarız.

Rabbimizin sözüne bir türlü kulak vermeyiz.

Oysa Allah kuran-ı keriminde 

Dünya hayatı oyun ve eğlenceden ibarettir

Derken

Neden düşünmeyiz dostlara hatırlatalım

Dedik yalan dünyanın ahvalini.                            

Her şey bizim için yaratıldı

Her canlı bizimle kâinatı süslemekte

Halik-ı azam, ham olan bizi niçin yarattı hiç düşünemiyoruz.

Hep bana, her şey benim,

Hatta ben merkezli olmalı güdüleriyle

Hareket etmekteyiz…

Oysa bir varmışla bir yokmuş gibi değimli bu hayat.

En güçlülerin bile en aciz olduğu şu âlemde

Haddi bilmek lazım değil mi?

 

Mademki âlem bizim için

Peki, biz kimin içiniz dostlar?

Gelen gidiyor bu âlemden

Fark edebil sekte edemesek de.

Yalnız bu gidiş gelişlerde bizden istenilen

Bu âlemde kendimize gelmek sanırım.

Kaçımız ayılıp kendimize gelebildik

Gidilecek o âleme hazırlık yapabildik mi

Eşyanın tesanütü ortada Kâinatta bir dengesizlik yok

Her gün güneş yeniden doğmakta günle beraber

Bir kez daha ayılmamız,kendimize gelmemiz

Sözümüze dönmemiz, aslımızı bilmemiz, isteniyor sanki.

 

 

Ah ki ah ve vah ki vah.

 

Bir gün belki bir daha güneş doğmayacak

Selam veremeyecek ve alamayacağız kimselerden.

Bir daha Sakarya’nın rengini, göremeyeceğiz

Sevdiklerimin yüzünü Suların şırıltılarını,

Hiçbir şeyi dünya gözüyle göremeyeceğiz.

Ve o zaman iş işten geçecek sanırım.

Doğan her gün biraz daha mühlet veriliyorsa

Uyanmamız için sanırım

Sırat-ı müstakime uymamız

Sahibimize teşekkür için onu anmamız lazım

Yani UY ve AN

yani UYAN…! 

 

Varıdatı sır yani

9/4/2007

DANTELLER

İŞTE BENİM EN SEVDİĞİM MODELLER DAHA ÇOK VAR  ONLARI DA SONRA KOYARIM....

8/4/2007

KENDİNİ ÜZMEMEN İÇİN

             Gün olur  olmaman gereken bir yerde olursun.

                Gün olur etmemen gereken bir lafı edersin.

                Gün olur, vermemen gereken bir sözü verirsin.

                Gün olur, aklına ihtiyacının olmadığını düşünüp, duygularına çevirirsin yönünü.

                Ve gün olur, duygularının sesini dinlerken duygusuz insanların mezesi olursun.

                Acımakla sevmeyi, saflıkla aptallığı karıştırırsın birbirine.

                Ne yapacağına, hangi adımı hangi yöne doğru atacağına karar veremez hale gelirsin.

                Ve kendini üzmek için nedenler bulursun kendine.

                Hep kendinde ararsın hatayı.

                Dünyanı küçültürken büyütürsün günahlarını.

                Seveyim derken ezilir, ezildikçe daha çok sevdiğini sanırsın.

                Kendini bırakıp gidemeyeceğini bildiğin için, her şey adına  acı çekersin.

                Acırken, acınacak durumlarda bulursun kendini.

            Hayatı ağır bir yük gibi omuzlarında taşırken bile, sorgulayamazsın hayattaki yerini.

                Kendi değerlerini unutup, yasaklarsın kendine hayatın güzelliklerini.

                Seni en çok  sen üzebilirsin ancak,

                Bunu bilirsin,  ama yine de üzmeye devam edersin kendini.

               Duyguların yakanı asla bırakmaz !

 

                      **************************************************

 

                Hayatta en olmaman gereken yerler  mutlaka vardır.

                Kendini  koruyabilmen için oralarda olmayacaksın !

 

                İstenmediğin bir yerde tutunmaya çalışmaktansa, yalnızlığı dibine kadar yaşamayı kabulleneceksin.

                Sevilmediğine emin olduğun bir ilişkiyi o anda kesip atacaksın. 

                “Seni seviyorum. Ama...” diye bir cümle kurmaya kalkanların yanı da en olmaman gereken yerdir.

 

Uzaklaş hemen !

Arkadaşlık, akrabalık, dostluk gibi kavramların ardına sığınarak seni sömürmeye çalışanlardan en uzağa kaçacaksın.

Bencillerin bulunduğu ortamlar da en olmaman gereken yerlerde ilk sıralarda yer alır. Uzak duracaksın, zarar görmemek için.

Negatif elektrik aldığın bir yer de en olmaman gereken yerdir. Canını sıkacak bir şey olmadan yürüyüp gideceksin.

               

 Dinlenmediğin, değerinin bilinmediğine inandığın, aşağıya doğru çekiştirildiğin yerlerde de olmayacaksın.

                Kendini ha bire anlatmak zorunda kaldığın yerler de kuşkusuz vardır. Ve buralar, sana en uzak olması gereken yerlerdir.

                En anlaşılamayacağın yerler oralardır çünkü.

               

 Velhasıl, en olmaman gereken yerleri,

 Ruh ve beden sağlığını koruyabilmek için çok iyi bileceksin.